Ercem Pekel

• •

Yeni Cesur Dünya 2 / Çin

Bir geçiş dönemi yaşadığımız aşikar.

Eski zamanla bugün arasında ne eksik var da, o günleri mumla arıyoruz?

“Bu dünyada büyük yaratıkların dolandığını söylerler. Dağlar kadar büyük. Yine de onlardan tek kalan bir avuç kemik ve kehribâr. Zaman en yüce yaratıkları bile geri alır. Bir gün mahvolacaksın. Türünün kalanıyla toprakta yatacaksın. Hayallerin unutulacak, korkuların silinecek. Kemiklerin toza dönecek. Ve o tozun üzerinde yeni bir Tanrı yürüyecek. Asla ölmeyecek biri. Çünkü bu dünya sana ya da senden önce gelen kimseye ait değil. Daha gelmemiş birine ait…“

Destansı bir şekilde insan ilişkilerinin ve geleceğin sorgulandığı Westworld dizisinde  söylendiği gibi zamanın en yüce yaratıkları bile bir gün geride kalıyor. Bunun bilincinde miyiz?

Teknolojinin ilerlemesiyle daha çok boş zamanların olacağını iddia edenler, çok kötü bir tahminde bulunduklarını günümüz dünyasında çok iyi anlamış olmalılar. Mail akışı ve durmayan bildirimlerle zihnimiz, gün sonunda dikkat ve odaklanma bilmeden feleği şaşmış bir duruma gelebiliyor. Yapay zekanın gelişmesiyle seçimlerimizi bizim adımıza onların yapması mümkün mü? Navigasyonla gideceğimiz yola karar veren teknolojiler, ilerleyen zamanda zihnimizin yükünü alıp, karar verebilir boyuta gelecek mi?

Yapılan tüm araştırmalar gösteriyor ki; önümüzdeki 20 yıl içerisinde toplumlar içinde teknolojiyle hiç ilgilenmeyen yepyeni bir sınıfın, zümrenin doğacağını gösteriyor. İşin ilginç yanı bahsedilen bu zümre içimizden çıkacak ve dünya gözüyle bu değişimlere canlı olarak tanıklık edeceğiz. Mahremiyet kavramının yeniden şekilleneceği bu dönemde internetsiz alanlarının değeri artışa geçecek.

Çok yakın bir zamanda gerçekleşmesi beklenen bu öngörülere hazırlıklı tek bir ülke var: Çin

Toplum düzenini yeniden dizayn edecek bu gelişmeler karşısında Çin gibi devletler vatandaşlarının yazdığı mesajdan seyrettiği videoya kadar an be an milyonlar ölçeğinde takip edebilecek. Çin’in şu an yürürlüğe soktuğu uygulamalara daha önceki yazılarda değinmiştim. Sosyal vatandaşlık skoru denilen sistemle vatandaşlara puan verilebiliyor. Kırmızı ışıkta geçmek, otomobili yanlış park etmek, sosyal medyadaki muhalif paylaşımlar puanını düşürüyor. 

Çin, toplumsal düzen kontrolünü bu şekilde uygulamakta kararlı. Hatta bu birey takip teknolojisini Afrika’daki ülkelere ücretsiz pazarlıyor ve yüz profilleri topluyor.

  • “Çinli araştırmacı He Jiankui, yapay tohumlama prosedüründen önce insan embriyolarının genomlarını düzenlediğini ve bunun sonucunda DNA’sı değiştirilmiş iki bebeğin dünyaya geldiğini söyledi.“ (26 Kasım 2018/ Associated Press)
  • “2013 yılında ‘Bir Kuşak, Bir Yol’ adıyla Çin lideri Şi Jinping tarafından sunulan modern İpek Yolu projesi, Çin’in kara ve denizden Batı’ya ekonomik atılım hamlesi olarak şekillendi. Tarihi İpek Yolu güzergahında bulunan bütün ülkeleri bu projede yer alamaya davet eden Çin, Asya, Afrika ve Avrupa’yı kapsayan büyük yatırımlar hedefliyor. Çin, bu proje için 2014 yılında İpek Yolu Ekonomik Kuşağı Fonu’nu kurdu ve bu fona 40 milyar dolar kaynak ayırdı.“

Bahsedilen gelişmelere baktığımızda Çin; bilim ve ticaret alanında yaşanan gelişmelerde ürkütücü boyutta hızla bir şekilde ilerlemeye devam ediyor. Teknolojinin gücüyle toplumları şekillendirmek isteyen Çin, bilimde yakaladığı ivmeyle insan türü alanında yeni bir boyut açmayı hedefliyor. Asıl soruya gelelim: Çin bunları neden yapıyor?

Öngörüleri yorumladığımız geleceğin distopyasında tek bir iktidar ve keskin sınırlarla ayrılmış sınıflı toplumların olması muhtemel. On milyara yakın nüfusuyla bir Dünya hayal edin. Ve Dünya üzerinde kontrolü sağlayan, elinde bulunduran tek bir iktidar… Bu hayal, hedef her şeyi açıklıyor.

Dünya; teknolojiyi kullanma niyetleriyle, 20,30 yıl sonraki geleceğimiz için bir seçim yapacak.

Şimdiyi; elimizdeki teknolojilerle parçalara ayırarak yapmaya çalıştığımız esnetme çabamız, bizleri anın gerçekliğinden koparıyor ve bir sonrakinin ne olacağını düşünmeye başlıyoruz.