Ercem Pekel

• •

Dipnotlar


Mümkünün ötesinden fazla savaşabilir misin? İnsanın en güçlü dürtüsü ölüm korkusu olmaksızın? (The Dark Knight Rises)

The Dark Knight Rises filminde geçen harika tirad ile yazıya başlayalım:

Bane önce Batman’e Mr. Wayne diyerek onun kim olduğunu bildiğini belli eder. Ardından Batman’in kendisine vurmasına izin verir ve Batman’in yumruklarından etkilenmez. Ona ”Barış zamanları gücüne mal olmuş. zafer seni mağlup etmiş” der.

Bane devam eder ve Batman’in vurmasına izin verir. Amacı Batman’in gardını kırmaktır. Batman’e ne yaparsa yapsın kazanamayacağı, yumruklarının etkisiz olduğu hissiyatını verip karamsarlığa düşürmek ister. Müthiş bir psikolojik baskı uygular baştan sona.

En sonunda Bane, sert bir yumruk indirip Batman’i yere düşürür. Gücünün fayda etmediğini gören Batman, Gölgeler Birliği’nden öğrendiği numaraları devreye sokmak ister. Ses bombası atarak rakibini korkutmak ister. Bane etkilenmez tabi ki. ”Bunlar Gölgeler Birliği’nin dışındakilere söker Bruce bizler Gölgeler Birliği’nin üyesiyiz” der.

Yine Batman’in yumruklarına izin verir ve şöyle der; ”Hevesli bir genç gibi dövüşüyorsun. Hiçbir şeyi sakınmadan, tüm gücünle. Takdire şayan ama yanlış!’’

Batman başka bir taktik dener ve ortamı karartır. Bane, ‘Karanlığı müttefikin sanıyorsun. Sen sadece karanlığa adapte oldun. Ben ise karanlığın içine doğdum. Karanlık tarafından şekillendirildim. Büyüyüp adam oluncaya kadar ışığı görmedim. O zaman bile ışık sadece gözümü kamaştırdı!’

Karanlığa gizlenen Batman’i yakalar ve bir darbeyle yere indirir. ”Gölgeler sana ihanet ediyor. çünkü onlar bana ait!” der ve darbeleri ardı ardına indirip Batman’i savunmasız hale getirir.

Gotham’ı Batman’in mallarıyla, cephaneliği ile yok edeceğini gösterir. Batman son bir kez daha karşılık vermek için ayağa kalkar. Bane; ‘Ben de hangisinin daha önce kırılacağını merak ediyordum. Ruhun mu? yoksa bedenin mi? deyip Batman’in belini kırar.’

Şunu söylemek istiyorum; Plütokrasinin egemen olduğu Gotham’da bile durum böyleyken kutuplaşmış toplumlarda mantık, hak, değer gibi kavramlar içi boşaltılarak yok olur. Kısacası yalnızca ‘ocu ve bucu’ vardır. Kimin neye ilgili olduğu değil; kimin hangi tarafta olduğu önemli hale gelir ve zaman içerisinde anarşi başlar. Kutuplaşmanın sonrasında daha iyi hale gelen bir ülke ya da toplum da yoktur. Yok olma noktasında, en basit ve zahmetsiz taktik budur. Filmde geçen bir başka sahnede ‘Haydutu nasıl yakaladınız?’ sorusuna verilen ‘Tüm ormanı yakmak zorunda kaldık’ cevabında olduğu gibi kötü bir sonla karşılaşmamak istiyorsak, bütün algılarımızla birlikte tüm zorluklar karşısında hep ayık olmalıyız. Burası bizim son durağımızdır.

Biraz umut etkilidir, fazlasıysa tehlikeli. (The Hunger Games)

Marka ve hizmet sağlayıcılar, gündelik yaşamlarımızdaki tercihlerimizi okuyabilecek olgunluğa gelmelerini günden güne görüyoruz. Kişisel tercihlerimizle bir filmi, bir karakterin seçimlerini değiştirebileceğimizi hepimiz denedik, biliyoruz. Rızamızla aktardığımız tüm dijital verilerimiz aynı zamanda ruh halimizi, karakterimizi, tercihlerimizi anlayıp, kısacası tüm duygularımızı ve eğilimlerimizi kavrayabilir bir noktaya doğru evriliyorlar. 

Peki hem hayran olduğumuz hem de korktuğumuz bu teknoloji, ilerleyen dönemde daha nerelere ulaşabilir? Başarının tanımı geçen zaman dilimi içerisinde değişirken gelecekte başarının tanımı ne olabilir?

Bir sır daha var, çözdüklerimden başka. 

Bir ışık daha var, bu ışıklardan başka. 

Hiçbir yaptığınla yetinme, geç öteye! 

Bir şey daha var, bütün yaptıklarından başka. 

Ömer Hayyam

Bahsettiğim bu ‘daha ne olabilir ki?’ kaygısı yaşamımızın her noktasında geçerli olacaktır. Twitter, Instagram, Facebook gibi ikna mimarlarının topladığı bu verilerin bir adım sonrasında insanı insan yapan nefs olgusunun depolanması mümkün olabilir mi? Ruh ve aklımızı şekillendiren bu olgunun başka bir yapıya taşınması, teknolojiye aktarılması kulağa korkunç gelmiyor mu?

Filmlerde hayranlıkla izlediğimiz bu uçuk gelişmelerin; kısacası zihnimizin bir yazılım koduna aktarma düşüncesi bile, denemelerini göreceğimiz geleceğin kafa karıştıran faktörlerinden oluyor.