
Karşımıza çıkan pek çok zorluk karşısında yaradılışımızdan bu yana bir mücadele halindeyiz.
Hepimiz, ayaklarımızın üzerinde durduğumuz süre zarfında bir var olma savaşı veriyoruz.
Büyük bir şehirde tüm işleyişi kitleyen kocaman bir duvar var ve hiç beklenmedik bir anda, çok farklı bir inançla daha önce bir kez yıkıldı.
Bugün, yıkılan bu duvarın arkasında yeni bir duvarın daha olduğunu keşfediyoruz.
Bir kapıyı itmeden açık olup olmadığını anlayamazsın.
Montaigne
Masamda duran ‘Yeni Cesur Dünya’ kitabında geçtiği gibi ne sebeple olursa olsun hatanızın üzerinde kara kara düşünmeyin. Temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir.
KRİZ KAHRAMANI: PRIVATE LABEL
Ekonomik anlamda ciddi bir kırılma eşiğindeyiz. 2002 krizinde, benim gibi 9-10 yaşlarında olan 90’lar kuşağının gördüğü belkide en zorlu ekonomik bir dönemden geçiyoruz. Bu durum hiç şüphesiz biz tüketicilerin satın alma davranışlarına da etki ediyor. Yeme içme sektöründen tutun, temel ihtiyaçlarımıza kadar standartımızı koruduğumuz sürekli kullandığımız markalar bu doğrultuda bir değişime gidiyor.
Eczaneden aldığımız bir ilacın artık stoklara gelmeyip muadilinin sunulması gibi bir süreçteyiz kısacası. İşin garip tarafı ‘Yahu bir ilaç neden gelmiyor?’ diye sormamamız olmamız.
Her dönemin kendi kahramanlarını yaratması gibi bahsettiğim bu döneminde kahramanları sanırım marketlerdeki private label ürünler oluyor. Bu ürünlerle ilgili güncel veriler inanılmaz boyutta.
Türkiye’de satılan her 5 üründen 1’i private label ürünlerden oluşuyor. Sektör 2018 yılında cirosunu yüzde 70 artışla 50 milyar TL büyüklüğe taşımayı başardı.
Marketing Türkiye
YENİ HEDEFLER: BLUE MOON

Geçtiğimiz günlerde Amazon’un kurucusu Jeff Bezos sahneye çıktı ve Blue Moon aracını tanıtarak net bir şekilde şunu söyledi: “Artık Ay’a yeniden gitmenin, hem de kalmak üzere gitmenin zamanı geldi”
Blue Moon bir çeşit kargo aracı. Bu sorumlulukla birlikte Ay’daki keşif ve kolonileşme çalışmalarının hızlandırılabileceği iddia ediliyor.
Bezos’un açıklamalarındaki en gerçekçi, samimi söylemi ise “Milyonlarca insanın uzayda yaşadığı ve çalıştığı bir gelecek hayal ediyorum. Elbette benim bu uzun vadeli hedefin tamamlandığı günleri görmem mümkün değil.” ifadeleriydi.
Konular arasında uçurum yalnızca başlıkları yan yana getirdiğimizde bir nebze havalı bir noktaya geliyor. Ürün yaratma, hedef belirleme, kısa orta uzun vadeli devlet politikaları ve uygulamaya geçişi noktasında yaşananlar faktörler anlamında pek çok ülkeden ciddi anlamda geri kalmış durumdayız. Bu durum yeni bir gelişme mi? Hayır. Sorun şu ki, geri kaldığımız süre aralığının her geçen gün giderek açılması ve bu durumun farkında olmamamız.