
Çin’in Silikon Vadisi olarak bilinen Şenzen kentinde 1987’de 21 bin yuan sermaye ile eski bir subay olan Ren Zhengfei tarafından kurulan Huawei, bu yılın ilk çeyreğinde 59,1 milyon adet akıllı telefon satarak ABD’li teknoloji devi Apple’a 17 milyondan fazla fark attı.
Rakamsal verileri kısaca geçip özetlediğimizde; yükselişe geçen Huawei’in sonrasında Apple’ın telefon satışları yüzde 20 düşerek 42 milyona, pazar payı da yüzde 14’ten yüzde 12’ye geriledi.
Apple markasıyla ilgili konuşurken cümleleri ‘geriledi, azaldı’ kelimeleriyle bitirmeye başladıysak eğer ters giden bir şeyler başlamış demektir.
Piyasa değeri 1 trilyon dolara yaklaşan bir dev için en küçük rakip bile bir tehdit oluşturabiliyor, canını sıkabiliyor. Hele ki bu tehdit Çin gibi yeni dünyanın süper gücü olma yönünde ilerleyen bir ülkeden geliyorsa…
ABD, Çin’in gözbebeği Huawei’in yükselişinden ciddi anlamda rahatsız.
Bu sürecin 8 Aralık 2018 tarihinde şirketin Mali İşler Başkanı Meng Wanzhou, Kanada’da gözaltına alınmasıyla başladığını söyleyebiliriz. Gerekçe ise Meng’in Huawei’nin ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları deldiği iddiasıydı.
Dipnot: Birleşmiş Millet verilerine göre ABD’ye 2018 yılındaki ürün ihracatına baktığımızda; 562 B$ ihracat rakamı ile Çin 1. sırayı almaktadır.
Aralık ayında başlayan bu sürecin sonrasında iki devlet arasında gerçekleşen restleşmeyle ABD, yeni hamlesini gerçekleştirdi ve Başkan Donald Trump, ulusal güvenlik riski teşkil ettiğine inanılan yabancı telekomünikasyon şirketlerinin Amerikalı firmaların teknolojilerini kullanmasını yasakladı.
Yasaklamanın en dikkat çekici yansıması Google’ın Huawei şirketi ile anlaşmasını sınırlandırmasını açıklaması oldu.
Bu olayların sonrasında pek çok artçı yeni yaptırım iki devlet arasında yaşanmaya devam etti.
Dipnot: New York Times gazetesinin haberine göre, Çin hükümeti geçen hafta Amerikan merkezli Dell ve Microsoft’un yanı sıra Güney Koreli Samsung’un başkanlarıyla düzenlediği toplantıda, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin ABD teknolojisinin Çinli şirketlere satışını yasaklaması konusunda işbirliği yapmaları halinde karşı bir hamle ile karşılaşabilecekleri konusunda uyardı. Çin hükümeti kısa bir süre önce ‘güvenilir olmayan yabancı şirketleri ve bireyleri’ içeren bir liste sunacağını açıklamıştı. Bu listenin Trump yönetiminin Çin markası Huawei’yi Amerika’da satışının yasaklanması kararının ardından alındığı biliniyor.
Yaptırımlardan hiç şüphesiz Çin kadar ABD’de zarara uğruyor. Dünyanın en büyük telekomünikasyon ekipmanı üreticisinden biri olan Huawei, aynı zamanda 5G altyapısının da önde gelen sağlayıcılarından. Açıklanan raporlara göre iki ülke arasındaki gerilim ve kısıtlamalar nedeniyle çeşitli Amerikan şirketleri yaklaşık 56,3 milyar dolarlık bir kayıba uğrayabilir, 70 binin üstünde işçinin geleceği tehlike altına girebilir.
İki ülke arasındaki ticaret savaşlarının son dönemecinde Google’ın kararını açıklamasının hemen ardından Amerikan piyasalarında bazı endekslerde düşüş yaşandığı, Asya piyasalarında ise hisseler dört ayın en düşük seviyelerini görerek güne başladığını unutmayalım.
Bu savaşın sonunda ne olur? Huawei konusu aslında iki ülke arasındaki savaşın cephelerinden yalnızca biri. Huawei istediği kadar ‘kendi işletim sistemimi kurarım’ dese de iki ülke, ticari anlamda birbirine bir şekilde bağımlı. Sürecin devamında mutlaka bir orta yol bulunup, dünya çapındaki markalar için zararın sürmesi engellenecektir.
Günümüzde uluslararası pek çok şirket, pek çok ülkeye göre küresel anlamda daha iyi söz sahibi. Teknolojik dönüşümü kabul eden ve sonrasındaki riskleri de şimdiden hazmeden ülkelerde bahsettiğim uluslararası güce sahip şirketler rahatlıkla konumlanmış, devletle iş birliği yapmış durumda. Dönüşümle gücüne güç katan, devlet yönetimlerini yönlendiren bu şirketlerin başındaki isimler, işin magazinsel planında yer almaktan çok, kitlelerin görmediği planlarda toplum önüne çıkan liderleri yönlendirerek dünyadaki yönetim tarzına da bir dönüşüm yaşatmaya başlıyorlar.
Batının marka ülkelerine karşı yükselen Asya nasıl bir hamle yapacak?
Huawei ise bu şirketlerden biri olma yolunda rakiplerine göre biraz daha hızlı ‘yükseldi’ diyebiliriz. Sorun işte tam da bu hızdan ortaya çıkıyor. Casusluk skandalları, güvenlik problemleriyle adı anılan Huawei, bu süreçten çıkıp, nasıl bir yol izleyeceğini zaman içerisinde hep birlikte göreceğiz.