
Son günlerde popüler olan bir Netflix içeriğinden bahsediyorum: The Great Hack
Bu yapımda; Başkan Donald Trump’ın seçim kampanyasını yürüten hem de Brexit için çalışan bir veri şirketi Cambridge Analytica’nın, nasıl sosyal medyanın karanlık yönünün sembolü haline geldiğini gözler önüne seriyor. Tüm etkileşimler, kredi kartı kullanımları, web aramaları, konumlar, beğeniler ve daha niceleri toplanıp yılca trilyonlarca dolar kazanan bir endüstri oluyor.
“Bugün 8 yaşında olan bir çocuk, 18 yaşına geldiğinde internete 70 bin veri noktası bırakır. Bu verilerin mülkiyeti ve kontrolü elinde değildir.”
The Great Hack
Karanlık bir alıntının ardından bu yapıma benzer pek çok yapımın daha önce yayınlandığını hatırlatalım. 2010 yılında yayınlanan “The Social Network” filminde data paylaşımıyla ilgili satır aralarında yeterince bilgi verilerek, Facebook mavisinin yeterince masum olmadığını David Fincher imzasıyla çok net anlamıştık.

Ayrıca yazar Marc Elsberg’ın Zero isimli gerilim romanını da bu konunun önemine değinmek üzere şiddetle öneriyorum. Her ne kadar kitabı yarısında bıraksam da Google ve özellikle ‘unutulma hakkı’ ile ilgili güncel tartışmalardan ilham alan sürükleyici bir roman olduğunu söyleyebilirim.
Amerikan Başkanı’nın evine yolladığı insansız hava araçlarından elde ettiği görüntüleri internette canlı olarak paylaşan Zero adlı aktivist grup bir anda dünyanın en çok konuşulan ismi haline gelir. İstedikleri şey, insanlara gözetlendiklerini fark ettirmek ve dikkatleri Freemee adlı bir internet platformuna çekmektir… İnternette yayınlanan çeşitli verileri toplayıp bunları analiz eden Freemee, bu verileri kullanarak insanlara daha iyi bir gelecek, daha iyi iş fırsatları, hatta daha iyi bir aşk hayatı sunmayı vadetmektedir.’
Zero
Geçtiğimiz son 10 yılda bu konuyu ele alan pek çok yapım olduğunu görüyoruz. Bunun sebebi ise bir uyarı mı? Yoksa bir korku propagandası mı?
Etki gücünü yitirmeye başlayan ana akım medyanın ‘veri’ üzerinden yaptığı korku propagandası bilgisayarımızda webcam bantlamanın ötesinde ne kadar etkili olabilir? Belgeselin veri toplama cenneti Netflix üzerinden yayınlandığını da ayrıca dipnot olarak belirtelim.
Evet, global anlamda özellikle veri konusunda etik ve denetleme anlamında bir sıkıntı var mı? Var. Ceplerini misliyle dolduran küresel şirketler var mı? Hiç şüphe yok. Ancak bu yapının incelenmesi konusunda küresel anlamda bir çalışma yapılıyor mu? Sanmıyorum. İşte bu durumda daha önce ki yazılarda bahsettiğim üzere bu süreç kontrol edilebilen liderlerin sahne almasına neden oluyor. Zamanların En İyisiydi 2
1999 yılında yayınlanan The Matrix’ten tutun, 2019 yapımı The Great Hack belgeseline kadar ki yapımlarda ortaya çıkan alt başlık: Big Data meselesiydi. 1999 yılında ‘olacaklar’ bahsedilirken, 2019 yılına geldiğimizde ‘verilerle etki eden müdahalelere’ bakar olduk.
Big Data’nın günümüzde artık kontrolünü sağlamak mümkün değil. Kontrolünün sağlanması mümkün mü? sorusunun yanıtı için böyle bir niyetin olup, olmadığına dair yeni bir sorunun sorulması gerekir.
Veri konusuyla ilgili yayınlanan argümanların yarısından fazlasında bir korku paranoyası var. Bu korku paranoyasından da medet bulacak bir başka kirli yapının olduğu çok bariz. (En basit örneği yaklaşan 2020 ABD seçimleri)
Medya, günümüzde teknolojiyle birlikte istediği şekle bürünse de data paylaşımlarından da önce bu manipülasyonlar yapılıyordu sonrasında da. Kısacası; ‘özgür ve tarafsız’ kim diyorsa pek fazla inanmayın. Masum değiliz, hiçbirimiz.