
Güncel araştırma raporlarına göre Dünya üzerinde tam 2.6 milyarın üzerinde cep telefonu var.
Tekilcilik çağının sonunda insanoğlunun bu teknoloji ile birleşeceği kaçınılmaz görünüyor. Bilgisayarların ataları olarak bilinen ilk örnekler o dönemlerde neredeyse bir kampüs genişliğindeydi. Bir binayı dolduran şeyler, şimdi tüm gücüyle ceplerimize sığıyor.
Günümüzde ceplerimize sığan ve milyarlarca işlem yapma kapasitesine sahip bu yapı belkide 20 yıl sonra bir kan hücresinin içerisine dahil olacak. Teknoloji, bu gelişim hızıyla vücudumuza yaklaştıkça sağlık sektöründe yepyeni bir devrimin yaşanması kaçınılmaz gözüküyor.
Tüm bu gelişmeler, hayatımıza giren her yenilik temelde bir beklentiyi doğuruyor…
İnsanların yaşam kaliteleri günden güne artsa da dünya üzerindeki politik çalkantılar, toplumları daha karamsar, içe kapanık bir hale bürünmesine neden oluyor. İnsanların bugünkü sisteme karşı umutsuz tavırları ilerleyen döneme dair yeni yöntemlerin aranması noktasında bizlere birer ipucu sağlayabilir.
2019 yılının son aylarında Lübnan’dan Şili’ye, İspanya’dan Hong Kong’a hatta İran’a kadar çeşitli ülkeler kitlesel protestolara sahne oldu. Bu protestoların nedenlerine baktığımızda; hükümetlerin ekonomik programlarındaki hatalar ve mevcut yönetim yapısının faydacılık anlamında tam olarak işleyememesi ve gelir adaletsizliğinin korkunç boyutlara ulaşması olarak sıralayabiliriz.
Dünyaya özellikle kültür ve politika anlamında yeni fikirler, yöntemler sunamayan ve çevresindeki ülkelerde ya da kendi toplumuyla çeşitli problemler yaşayan ülkelerin güçlü konumda kalması ilerleyen dönemde pek mümkün değil gözüküyor.

Kapılarını aralamaya başladığımız Tekilcilik Çağı’nda teknolojik inovasyon gücü konusunda elini her geçen gün daha da güçlendiren Çin; daha önce ‘Yeni Cesur Dünya 2 / Çin’ başlıklı yazımda anlattığım gibi dünya üzerinde hayata geçirmeye çalıştığı projelerle de toplumsal düzeni konusunda kontrolünü bir şekilde uygulamakta kararlı davranıyor.
Bu projelerin belkide en önemlisi Yeni İpek Yolu Projesi (OBOR) olarak kabul edilen One Belt One Road Projesi diyebilirim.
Çin’in 2013 yılında duyurduğu “Bir Kuşak Bir Yol Projesi” ile Asya, Afrika ve Avrupa arasında ulaşım, sanayi ve ticaret ağı oluşturulması hedefleniyor. Proje kapsamında Çin devletine ait şirketler tarafından yapılması planlanan kara ve demiryolları ile limanların finansmanının Çin bankalarının vereceği milyarlarca euroluk krediler ile karşılanması öngörülüyor.
Çin, bu proje için 2014 yılında İpek Yolu Ekonomik Kuşağı Fonu’nu kurdu ve bu fona 40 milyar dolar kaynak ayırdı. Projeye destek için de Kasım 2014’te 100 milyar dolar yatırımla Asya Altyapı Yatırım Bankası’nı kurdu. Türkiye de bu bankada kurucu üye olarak yer aldı.
Çin’in yarım asırlık zaman dilimindeki başarısına bakarsak arkasında yüksek teknoloji ürünlerine gösterdiği ilgi ve uygun maliyetli nitelikli işgücü olduğunu görebiliriz. Çin’in bu dönem içerisinde globalde özellikle ABD’ye ait teknoloji devlerine alternatif güçler yarattığını da rahatlıkla söyleyebiliriz.
Ticaret savaşlarında son 15 yıllık dilimde ülke olarak o kadar büyük ivme kazandılar ki başarılarıyla kendilerini kanıtlamış Huawei gibi markalara yapılan yaptırımlardan da bunu açık bir şekilde anlayabiliriz.
Çin Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin verdiği bilgiye göre, Huawei Türkiye’de en büyük ikinci Ar-Ge merkezlerinden birini açtı ve yerel çalışan sayısı 1100’ü aşmış durumda.
Bu hedefler ve projeler doğrultusunda yükselen güç Çin’in Tekilcilik Çağı’nın gözdeleri arasında yer alacağından hiçbir şüphem yok. 2040-50’li yıllarda dünya ekonomisinin zirvesinde kim olacak? sorusunun 4 şıklı cevap seçeceğinde Çin’in yer almaması mümkün değil.