“Başkasından üstün olmanın onurlu bir yanı yoktur, asıl onur kişinin eski halinden üstün olmasından gelir.”
Ernest Hemingway
Dünya üzerindeki tüm toplumlar küresel bir krizle karşı karşıya. Bu önemli eşikte alınacak her yeni karar ilerleyen yıllarda dünyayı biçimlendirecek etkiler yaratacak.
Bu fırtına bir şekilde geçecek ama nasıl? Bu hikayenin sonu nasıl bitecek? Hikayenin kahramanı kim olacak? Bir ortak akıl oluşacak mı?
Keskin bir yanıt vermemiz zor ancak şu bir gerçek ki; insana, doğaya, bilime ve teknolojiye “gerçek” anlamda önem veren ülkeler uzun vadede gelecek adına önemli kazanımlar elde edecek.

“Doğa hepimizden intikam alıyor” şeklinde başlayan, ateşi hiç sönmeyen bir dezenformasyon popülaritesi var ve bu dipsiz kuyuya insanlar gerçek haberlerden daha fazla itibar gösteriyor. Şunu kabul edelim; karşımızda yalnızca bizi muhatap alacak bir yapı yok, doğa böyle bir yapı değil.
Dünya çapında herkesin katılması gereken bir deney yapılmak istense hiç bu kadar başarılı gerçekleşmezdi sanırım.
“Siz insanlar, bir bölgeye taşınıp tüm kaynakları tüketene dek çoğalırsınız. Hayatta kalmanızın tek yolu başka bölgelere yayılmaktır. Dünya’da aynı yayılma prensibini uygulayan bir organizma daha var; Virüsler. İnsan, salgındır. Bu gezegenin kanserisiniz.”
The Matrix
Salgının ardından tüm dünyanın ortak tek bir söylemi oldu: Evde Kal. Bu söylemin ilerleyen yıllarda bambaşka bir boyuta evrileceği kaçınılmaz. Hepimizin bildiği bir şey var; şu an için salgının kontrol edilmesi noktasında nüfusun kontrol altında tutulması oldukça önemli. Devletler için bunu gerçekleştirmenin tek yolu; toplumu gözetleyerek alınan kararlar karşısında bunlara uymayanları cezalandırmak.
Kontrolün sağlanması noktasında ise geçen yıl yine burada bahsettiğim konuyu hatırlatmak istiyorum:
Toplum düzenini yeniden dizayn edecek bu gelişmeler karşısında Çin gibi devletler vatandaşlarının yazdığı mesajdan seyrettiği videoya kadar an be an milyonlar ölçeğinde takip edebilecek. Çin’in şu an yürürlüğe soktuğu uygulamalara daha önceki yazılarda değinmiştim. Sosyal vatandaşlık skoru denilen sistemle vatandaşlara puan verilebiliyor. Kırmızı ışıkta geçmek, otomobili yanlış park etmek, sosyal medyadaki muhalif paylaşımlar puanını düşürüyor. Çin, toplumsal düzen kontrolünü bu şekilde uygulamakta kararlı. Hatta bu birey takip teknolojisini Afrika’daki ülkelere ücretsiz pazarlıyor ve yüz profilleri topluyor.
Yeni Cesur Dünya 2 / Çin
İzlediğimiz videolardan, okuduğumuz yazılara, sıklıkla gittiğimiz mekanlardan, günlük uyku süremize kadar işlenen milyarlarca verinin devamında teknolojinin son ürünleriyle birlikte kalp ritmimiz ve stres düzeyimiz gibi pek çok yeni sağlık verisine rahatlıkla ulaşabiliyoruz, bu verilerin analizi içinde pek çok uygulamaya işleme izni verebiliyoruz.
Evet, oldukça büyük bir sınavın içerisinde küreselleşme kavramı yeniden tanımlanıyor. Bu tanımlamanın sonunda iyi bir sınav veren ülkelerin liderliğinde daha şeffaf, insana ve çevreye önem veren, duyarlı bir atmosfer mi ortaya çıkacak? Yoksa toplumları her anlamda “daha fazla” kontrol altına alan yepyeni bir gözetim dünyasının meşrulaşmasını mı hep birlikte izleyeceğiz?
Her anlamda kendi ayakları üstünde durabilen ülkeler, insanına verdiği değer seviyesiyle birlikte kendine yakışan bir geleceğe uyanacak.
Empati, maneviyat ve inancımızın kazandırdığı kıymetli değerlerin kaybolduğu, hemen hemen her konuya “şekilcilik” düzeyinde yaklaşım gösterildiği bu zamanlarda bizlerin de kendi kendimizi sorgulayıp, izole zamanlarımız içinde özeleştirilerde bulunmalıyız.
“En uzun, en çaresiz geceni düşün. Sabah olmadı mı?”
Reşat Nuri Güntekin