Ercem Pekel

• •

20

Oldukça zor bir yıl oldu. Yılın hiçbir ayı normal değildi, yaşamadığımız bir felaket kalmadı neredeyse. Time Dergisi’nin bile isyan ederek bit artık’çılara katıldığı bu dönemde 2021 yılını pek çok umut, yeni soru işaretleri ve iyi dileklerle birlikte karşılamaya hazırlanıyoruz. 

Geleceğin belirsizliği ve sürüklendiği yeri bilmememiz onu bir şekilde heyecan verici kılıyor. Dünya üzerinde olduğumuz bu kısa zaman diliminde, 2021 yılına vardığımız bu dönemde zamanımızın gerçekten kısa olduğunu belkide yeni fark ediyoruz.

Bu fark ediliş, tüm olayları ve gelişmeleri olduğundan çok daha hızlı gerçekleşmesine sebep oluyor. Hayatın her alanında satın aldığımız bu “hızı” teknolojiye borçlu kalarak, ona daha da bağlanarak sürdürüyoruz.

“- İşin sonu nereye varacaktı? Tabii ki son aşama, izleyiciye izleyici olduklarını unutturmak, onları aksiyona dahil etmekti…”

Çocukluğun Sonu

Geleceğe iz bırakabiliriz, onlarca veriden oluşan izler…

Eylül 2019 tarihinde yazdığım “Harika Big Data”  yazısında vurguladığım veri konusu özellikle Covid-19 pandemisi sonrasında çok daha fazla önemli bir konumda olacak gibi gözüküyor.

Dünya çapında veriyi temel alan sistemlerin giderek gelişmesi, toplumlar üzerindeki otoritenin artmasına, kuralları çok daha keskin yönetim biçimlerine doğru bizleri sürükleyebilir. Pandemi süresince hızlıca adapte olduğumuz şeylere bakarsak, ilerleyen dönemlerde yaşayacağımız bu yeni dönüşümlere nasıl tepki veririz? Tepki verebilir miyiz? Bilmiyorum.

Bir noktada her şeyin yeniden inşaa edilmesi gerekiyor. Bir anda karşımıza çıkan bu dönüşümler karşısında hazırlıksız ve şaşkına dönmüş durumdayız.

“Ve duyularımız dışımıza çıktığı için Büyük Birader içeri girdi…”

Marshall McLuhan

Kolay kavramı çoğu zaman tatlı gelsede; hayat kolaylaştıkça amaçlarını yitirebiliyor. Zor diye nitelendirdiğimiz bazı zamanlar ise tam da bu nedenle oldukça kıymetli, önemli sınavları içinde barındırıyor.

İnsanın çatısı aile olabilir. Edindiğimiz tecrübeler, beklemediğimiz kayıplar, yaptıklarımız, yapacaklarımız, üretimlerimiz… Tüm bunların üstesinden ailelerimizle birlikte geliyoruz.

“Alacakaranlık bir dünyada yaşıyoruz, gün batarken dostun yoktur.”

Tenet

Pek çok kişi Covid-19 pandemisinden önceki hayatlarına geri dönmek için can atıyor ve aşılar sayesinde bunun gerçekleşeceğini umuyor. 

Hiçbir şeyin tadının kalmadığı, önümüzdeki birkaç ayı dahi nasıl karşılayacağımızı bilmediğimiz sürprizlerle dolu alacakaranlık bir dünyanın içerisinde hayattaki en kıymetli şey ailelerimizle beraber koltuklarımıza kurulmuş, olacakları bekliyor gibiyiz.

Müthiş bir hızla maddi manevi değerlerin sınandığı, kuralların, tüm teamüllerin alt üst edildiği bu dönemde deyim yerindeyse inadına cam gibi şeffaf kalmalıyız, kırıldığımız anda ise ortada mutlaka kan bırakmalıyız.

Oldukça zor bir zamanda Dünya’ya gelen oğlum Berke’ye buradan kocaman selamlar… 

Umarım 2021 yılı geçtiğimiz senenin tüm sorunlarını unutacağımız ve yeni problemler ile boğuşmak zorunda kalmayacağımız bir yıl olur.