
Tüm iyi kuralların ve değerlerin alt üst edildiği bir gelecek çok uzakta değil. Sancılarını şimdi, kendisini ise yakın zamanda göreceğimiz bu yeni döneme bir kayıp zaman gözüyle de bakabiliriz.
Bu karmaşa, insanın insan olduğunu hatırlattığı, iyi kavramının yeryüzünde var olduğunu hatırlatmak amacıyla var olmuş olabilir.
Değerlerin sorgulandığı, doğruların genel kanılara göre hareket ettiği bu “Gotham” evreninde mevcut sistem içerisinde dışarı çıkmak artık imkansız.
Bilinçsiz bu yapı içerisinde her geçen gün çok daha fazla köleleşerek özgürleştiğimizi sanıyoruz. Burnumuzun ucunda gelişen olaylara bile duyarsızlaştığımız bu zamanda her gün sistemli bir şekilde manipüle ediliyoruz. Markalar, iletişim ve sosyal medya, hükümetler, bilim, ekonomi gibi pek çok konuda mevcutun içerisinde sıkışmış durumdayız.
Zamanın bu basık ruhunu bir konfor alanı gibi görmek; kitleleri manipüle eden güç sahipleri tarafından sistematik bir bilgi akışına tutulmak…
Hakikat kırıntılarının kaldığı mevcut dönemin özeti tamamen bundan ibaret işte.

Teknolojinin birbiri ardına gelişmesi; insanın doyumsuz yanını tüm koşullarda beslemeye bir şekilde devam ediyor. “Post truth” denilen gerçek ötesine ulaşması noktasında kimsenin uyanmasına izin yok. İşin garip tarafı ise izin isteyen kitlelerde artık yok.
“Hakikatin yerini inanılabilirlik almıştır…”
– Daniel J. Boorstin
İnsan sonrası döneminin kapılarının aralandığı, ölüm kavramının bir hastalık olarak konuşulduğu bu zamanda kitlelerin anlık olarak ekranlara sıkışması, hakikatlarından ödün vermesi bir tezatlık mıdır?
Bundan önceki sistemlerde bizlere kitle iletişim araçlarıyla dayatılan düzeni sizlere özetleyeyim: Bizleri baskıyla kontrol altında tutan bir mekanizma var ve oluşturduğu düzen hepimizi uyutuyor…
Bugüne baktığımızda ise zamanın ruhu hepimize gösterdi ki; hiçkimse kendi rızası dışında uyumuyor. Rahatsız değiliz bu sistemden ve uyumak istiyoruz. Özetle; bu sistemden tüm dünya memnun. Hakikat artık önemini yitirdi, neye inanmak istiyorsak ona doğru koşup, tüketiyoruz.