Ercem Pekel

• •

Purpose Dilimi

Abdullah Albarqi (Behance)

Küresel ısınmanın yarattığı iklim değişikliği ve yapay zeka teknolojinin uçsuz bucaksız gelişimi göz önünde bulundurulduğunda gelecek 20 yıl, mevcut yüzyıldan çok daha fazla yeniliğin kapısını bizlere açacak.

Araştırmalar; dünya genelinde genç jenerasyonun %40’ı gelecek adına karamsar ve hayata bebek getirmeyi düşünmediklerini bizlere vurguluyor. Tüm bu bulutlu havada ise dünyaya yön veren kurumların yapacağı tek şey; sürdürülebilirlik ve dijitalleşme konularında arkasında duran, yapıcı adımlar atmaya devam etmeleri olacaktır.

Hiç şüphesiz; “iyi gelecek” bırakma düşüncesi ilkelerle şekillenen yapıcı politikalarla bir amaca dönüşecek ve ekseninde devrimleşecektir.

Kökünü kurutmaya and içtiğimiz dünyayı füzyonla, yapay zekayla, yapıcı bilimle değiştirebiliriz. Bunu başarmamız içinse insan olarak kaybettiğimiz ahlak ve felsefeyi yeniden kazanmamız şart.

Artık insana dokunan psikoloji ve içinde kaybolduğumuz toplumu gözleyen sosyoloji bilimlerini mutsuzluğumuzu gidermek amacıyla değerlendirmeyi bırakmalıyız.

“Her zaman tedbirli ol. Çünkü gördüm; insanların geldiklerini ve gittiklerini gördüm…” – Robert de Niro

İnsan beyninde milyarlarca nöron var ancak tüm bu eşsiz donanıma rağmen bir şekilde aynı frekansta kalmayı başaramayan insan topluluğuna dönüştük.

Işığımızı kaybettik, birbirimizi ifade etmekten yorulduk ve gün geldi anlaşılamadık. Teknolojinin bu kadar gelişmediği geçmiş zamanda; daha ilk kelimeden tüm cümlemizi çözebilecek “bizi” şu sıralar kaybetmiş bulunmaktayız.

“Biz her insanın kaderini; kendi çabasına bağlı kıldık.” – İsra 13

Başarabilir miyiz? Gelecek adına bahsettiğim amaçla; umudun en ufak bir kırıntıda dirildiğini yeniden görebilir miyiz?